Buldan: Garê’den kaçıyorlar, çünkü suçlular

img

ANKARA -  HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Garê’nin kırılma noktası olduğunu ve iktidarın hesap vermekten kaçtığını belirterek, “Garê’den kaçıyorlar çünkü suçlular” dedi.

 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Meclis’te partisinin grup toplantısında konuştu. Buldan’ın gündeminde iktidarın HDP’yi hedef alan açıklamaları ve Garê’de yaşananlar başta olmak üzere gündemdeki konular vardı.
 
Buldan, 21 Şubat Dünya Anadil Günü kapsamında, anadilin önemine değindi. Dünya Anadil Günü’nü kutlayan Buldan, “Dillere yönelik her türlü saldırı ve asimilasyon girişimi insanlığın varlığına yönelik bir saldırıdır. Bu nedenle anadili mücadelesi vazgeçilmezdir. Anadilini savunmanın en güçlü yolunun anadili ile yaşamak olduğunun bilinciyle bizler de partimiz içinde Kürtçe eğitim programı başlattık. HDP olarak bulunduğumuz her yerde dilleri, çoğulculuğu ve kültürel çeşitliliği sağlamaya, anadilinde eğitimi teminat altına alma mücadelesine devam edecek, tekçi anlayışa karşı çok renkliliği savunmaya  devam edeceğiz” dedi.
 
 
 
‘HESAP SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ’
 
Garê’de TSK’nin operasyonu sonucu alıkonulan 13 asker ve polisin yaşamını yitirmesi ile yaşanan gelişmeleri değerlendiren Buldan, iktidarın hesap vermekten kaçtığını dile getirdi. Hesap sormaya devam edeceklerini ifade eden Buldan, “Çünkü Garê çok önemli bir kırılma noktasıdır. Şu an iktidarda bir başka parti olsaydı; AKP muhalefette olmuş olsaydı Garê için kıyameti koparırdı. ‘Ölümlerin sorumlusu bu iktidardır’ derdi. Biz de HDP olarak  aynısını yapıyoruz, halk adına hesap soruyoruz iktidardan. Sormaya da devam edeceğiz” diye belirtti.
 
‘AKP İKTİDARI SORUMLUDUR’
 
Buldan, şöyle devam etti: “İktidarda olmanın sorumluluğu, insanları ölü değil canlı olarak getirmektir. Bu nedenle AKP iktidarı, Garê’de yaptıklarından da, yapmadıklarından da sorumludur. Garê, savaş politikalarıyla ayakta durmaya çalışan iktidarın ülkeyi ne gibi felaketler içerisine içine sürükleyeceğinin açık bir örneğidir. Siyasi kibir ve güç gösterisi nedeniyle kendi vatandaşlarının hayatını hiçe sayan bir anlayışı herkes Garê’de bir kez daha gördü ve tanıklık etti. Kamuoyunun, HDP’nin ve muhalefetin geçmişte olduğu gibi o insanların kurtarılması için neden adım atmadığı sorusuna iktidar aradan geçen bir haftada yanıt vermiş değildir. Sorudan kaçıyorlar. Garê’den kaçıyorlar. Çünkü suçlular.”
 
‘AMAÇLARI O İNSANLARI KURTARMAK DEĞİLDİ’
 
Geçmiş dönemlerde alıkonulan 335 insanın diyalog yoluyla Türkiye’ye getirildiğini hatırlatan Buldan, “Amaçlarının Garê’de o insanları kurtarmak olmadığı ayan beyan ortadadır. Amaçları bu olsaydı, yöntem bu olmazdı, operasyon değil diyalog yolunu seçerlerdi. 2015’te bizzat benim de içinde bulunduğum bir heyet, alıkonulan insanları, Lice’de 3 uzman çavuş bizim girişimlerimiz sonucu alındı, Lice Kaymakamlığına teslim ettik. Biri nişanlıydı, bizi nişanına davet etti. Biri yeni evliydi, doğan çocuğuna bizlerden birinin isim vermesini istedi. 13 insanın getirilmesi için de hükümete çağrı yaptığımızı, girişimlerde bulunduğumuzu söylememize rağmen dikkate almadılar, istemediler” diye belirtti.
 
HDP KAPATILSIN KOROSU
 
Buldan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hedefleri; iktidarlarının geleceği için Garê’den kullanabilecekleri siyasi bir hikâye çıkarmaktı. Garê’ye, kendi iktidarlarını kurtarmak için gittiler. Garê’den de siyasi bir zaferle, bir müjdeyle dönmeyi umuyorlardı. 13 insanı da bu siyasi hesaplarına feda ettiler. Garê gerçeği tam da budur. Siyasi amaçlarına ulaşamayınca ne yaptılar? Dört bir koldan HDP’ye saldırmaya başladılar. ‘HDP kapatılsın korosu’ her gün gürültü çıkarmaya, Kürt düşmanlığı yapmaya, nefret iklimini yaymaya devam ediyor. Varlıklarını, adeta HDP’nin yokluğuna bağlamış durumdalar. Bu iktidar kendi varlığını HDP’nin yokluğuna bağlamış durumdadır. HDP’siz bir Türkiye’de varlık sürdürebileceklerini sanıyorlar.
 
ÖZHASEKİ’YE YANIT
 
Kontrolü ve şuuru artık iyice kaybetmeye başlayan bir iktidarla karşı karşıyayız. 31 Mart seçimlerinde Ankara’nın siyaset çöplüğüne gönderilen bir AKP’li utanmadan sıkılmadan HDP’ye oy veren insanlara beddua etti. Ona tek bir cümlemiz var. Biz seni Allah’a havale ediyoruz. Bir diğeri çıkmış, 6-7 yıl önce alıkonulan bir asker annesinin ricası üzerine devreye girmiş olmamı, en insani bir girişimizi dahi utanmadan sıkılmadan saldırı gerekçesi yapmakta ve bunun üzerinde günlerdir tepinmektedir.
 
FOTOĞRAFÇI BAKAN
 
Bunların bir de fotoğrafçı bakanları var; gezdiği çukur kanallarında yalan rüzgârı estiren bir bakanları var bir fotoğraf bakanı var.  Ona, yaptıklarına, söylediklerine attığı iftiralara ben buradan cevap vereceğim. Çözüm sürecinde Kandil’e yaptığımız onlarca ziyaretin fotoğrafları üzerinden algı yaratma telaşında olduklarını belirtmek isterim. Fotoğraflara birazdan geleceğim ama bu yetmiyor, bir vekil arkadaşımıza açıkça iftira atmaktan geri durmuyor. Güya ‘HDP’li bir kadın milletvekili Garê’ye gitmiş miş’ orada boy göstermiş talimat almış gelmiş siyaset yapmaya devam ediyor. Pes doğrusu. Buradan açıkça söylüyorum: Bu, kocaman kuyruklu bir yalandır, iftiradır, kara propagandadır. Kendi suçlarını örtbas etme telaşıdır. Bu kara propagandanın arkasına sığınanlar yarın öbür gün bunun altında kalacaklarını düşünmüyorlar mı? Bu kadar büyük bir yalan propagandanın siyaseten, vicdanen, ahlaken ne kadar büyük bir günah olduğunu bilmiyorlar mı?
 
MİLLETVEKİLİMİZİN GARÊ’DE NE İŞİ VAR!
 
Bizim milletvekilimizin Gare’de ne işi var? Bizim vekillerimizin gidebileceği o bölgede tek bir yer vardır, o da Barzani ile görüşme yapmak için Erbil’dir. Siyasi partilerle görüşme yapmak için vekillerimiz zaman zaman Erbil'e giderler. Bunun dışında da yurt dışına çıkarlar, Avrupa’ya, Amerika’ya giderler. Dilan arkadaşımız da dün kamuoyuna detaylı açıklamalarda bulundu ve bu iftirayı atanı kanıtlamaya çağırdı. Ben de aynı çağrıyı yapıyorum: İspatlayın. İspatlayamazsanız müfterisiniz. Allah kimseyi böyle şaşırtmasın ve böylesi bir acizliğin içerisine düşürmesin!
 
ERDOĞAN’IN KOLTUĞUNA GÖZ DİKMİŞ
 
Nasıl bir durum yaşıyorlar biliyor musunuz? Resmen dibin de dibindeler. Dünyanın en derin çukurunun Büyük Okyanus’taki Mariana Çukuru olduğunu biliyorduk. Meğer en derin çukur, dibin de dibi Ankara’daki iktidarın içine düştüğü çukurmuş, son günlerde bunu net olarak gördük ve bunu biliyoruz. Bize yönelik iftira, kumpas ve saldırı kampanyası aynı cemaat döneminin yöntemleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Belli ki bunlar, cemaatteki abilerinden çok dersler almışlar, çok şeyler öğrenmişler. Bu fotoğrafları gösteren bakanın derdi Erdoğan’ın koltuğuna açıkça göz dikmiş olmasıdır.
 
ERDOĞAN NE OLDUĞUNU BİLİYOR
 
Buradan çağrı yapıyorum: Kendi içinizdeki iktidar ve koltuk kavgasını açık yapın. Savaşınızı HDP üzerinden yürütmeyin. HDP buna izin vermez. Aynı bakan, heyetimizin çözüm sürecinde devletin ve iktidarın bilgisi, onayı ve ricası dâhilinde gerçekleştirdiği ziyaretlerin fotoğraflarını çıktığı programlarda gösteriyor. Bunun adı algı yaratmaya çabasıdır. O fotoğrafları keşke televizyonlara çıkmadan önce genel başkanına sorsaydın. Recep Tayyip Erdoğan’a gösterseydin önce. Sonra ‘bunlar Kandil’e gidiyor, neler yapıyor’ diye ondan sonra deseydin. Erdoğan o süreçte ne olduğunu bildiği için keşke önce ona gösterseydin. Kendisi o süreci gayet iyi bilir.
 
HÜKÜMETİN ONAYIYLA KANDİL’E GİDİYORDUK
 
Bu zata aynı birilerine anlatır gibi tane tane şimdi anlatıyorum: Bak iyi dinle, iyi öğren. O dönemde neler oldu? Biz, çözüm sürecini üç ayak üzerinden yürüttük. Birinci ayak İmralı’ydı, ikinci ayak Kandil’di üçüncü ayak Hükümet-Devlet kanadıydı. O süreçte İmralı’da Sayın Öcalan’la yaptığımız her görüşme, devletin ve hükümetin bilgisi ve onayı dâhilinde yapılmıştır. İmralı ziyaretinden sonra yine devlet ve hükümetin onayıyla bizler Kandil’e gidiyorduk. Kandil’de yapılan görüşmelerin sonuçlarını devlet ve hükümet heyetine döndüğümüzde aktarıyorduk. Devlet heyeti ise, bu bilgileri biz İmralı’ya Gitmeden kendisi gidiyor, kendisi bu bilgileri götürüyor, Sayın Öcalan’la paylaşıyordu. 
 
DEVLET GÜVENLİĞİMİZİ ALDI
 
Sonra çözüm heyetimiz İmralı’ya gidiyordu ve yani Sayın Öcalan devlet heyeti ile yaptığı görüşmenin çerçevesini bize aktırıyordu biz sonra devletin bilgisi ve onayı dahilinde bu bilgileri kandile ve PKK yetkililerine aktırıyordu. Olay budur. Görüşme trafiği aynen böyle işledi. Hatta bir anekdotu da buradan paylaşmak istiyorum. Birine kapak olsun diye bu anekdotu paylaşıyorum. Bir defasında Kandil’de görüşme gerçekleştirdiğimiz esnada üzerimizde 2 tane İHA dolaşıyordu. İHA nedir ne değildir onu biliyoruz. Bir hareket gördüğü andan itibaren bombaları atar, harekete geçer. Böyle bir şey ile karşı karşıya kaldık 2 tane İHA’nın tepemizde dolaştığını gördük. Ağaçların altına girdik İHA’lar gittikten sonra toplantımızı gerçekleştirdik. Ankara’ya döndüğümüzde devlet ve hükümet heyetine bu durumu sorduğumuzda bize ‘Sizin güvenliğinizi sağlamak için uçuyorlardı’ dediler. Yani İHA’lar bizim güvenliğimizi sağalmak için oraya göndermiştik. O Kandil görüşmelerini devletin güvenlik amaçlı uçurduğu İHA’ların altında gerçekleştirdik. Bütün bunlar devletin kayıtlarında mevcuttur.
 
İYİ DİNLE SOYLU EFENDİ
 
Soylu efendi iyi dinlesin! Sana o fotoğrafın hikâyesini de anlatayım. Kandil fotoğrafları, PKK’den silahları bırakacağına dair mektupları aldığımız ziyaretlere aittir Soylu bey. Aynen o fotoğraflar, iki gün önce TV kanalında gösterdiğin fotoğraflar Sayın Öcalan’ın silahların bırakılacağı çağrısı yapılacağı mektuplarını götürdüğümüz o mektubun görüşüldüğü toplantıya ait fotoğraflardır. Senin Genel Başkanın Erdoğan da neler getireceğimizi heyecanla, umutla bekliyordu. Biz o mektupları getirdik onlar da kayıtlarda mevcuttur. O fotoğrafları Kandil’dekiler çekti. Bize diyorlar gidip boy boy fotoğraflar çektirmişler. Oraya gidince de İmralı’ya gidince de telefonlarımız yok. Fotoğraf çekebileceğimiz bir makine yok. Çekilen hiçbir fotoğrafı bizler çekmedik. Kandil'deki fotoğraflar bizler geldikten sonra basına yansıdı.
 
İMRALI’DAKİ FOTOĞRAFI KİM ÇEKTİ?
 
Başka bir fotoğraf var. İmralı’daki bu fotoğrafı kim çekti? Kim getirip bu fotoğrafı bize verdi? Soylu bunu açıklasın. Bir başka fotoğraf. Hükümet ve devlet yetkileriyle 28 Şubat Dolmabahçe Mutabakatının fotoğrafı. Bunu da biz çekmedik, yetkililer ve temsilen gelen insanlar çekti. Her 3 fotoğraf üzerinden bu çağrıyı İçişleri Bakanı’na sesleniyoruz. Bu 3 fotoğrafın amacı aynıydı kimler tarafından çekildiği belliydi. Dolmabahçe Mutabakatının yapıldığı gün ince bir detay var. O salonda kimin nerede oturacağını belirleyen bizzat Erdoğan’dır.
 
BİZE VAAT EDİLENLERİ SÖYLEYECEĞİZ
 
Çözüm sürecindeki girişimlerimize saygısızca yaklaşan zihniyetlere verilecek tek cevabımız şudur: O süreç halklarımızın geleceği için, annelerimizin gözyaşlarının durması için, bedenlerin toprağa düşmemesi için fedakârca yürütülen bir süreçti. Bugün de olsa hiç tereddüt etmeden aynı fedakârlığı yine yapmaya devam ederiz. Yeter ki tek bir insanımızın bile burnu kanamasın. Ne mutlu bize ki 3 yıl boyunca yürüttüğümüz onurlu bir duruş vardı ve bunun arkasındayız. Çözüm sürecinde bize vaat ettiklerinizi yeri ve zamanı geldiğinde ayrıca paylaşacağız. Bunun böyle bilinmesini tarihe not düşüyorum. Çözüm sürecinde bizlere partimize heyetimize neler vaat edildi, nelerin yapacağına dair bizlere vaat edildiğinde yeri ve zamanı geldiğinde açıklamazsak namerdiz.
 
GERGERLİOĞLU’NA VERİLEN CEZA
 
Milletvekilimiz, arkadaşımız Ömer Faruk Gergerlioğlu’na verilen haksız ve hukuksuz cezayı AKP’nin Yargıtay’daki ilgili dairesi jet hızıyla onayladı. Saray’dan talimat aldılar, Bütün bu hazırlıkların amacı bellidir. Garê’nin intikamını HDP’den almak istiyorlar. Kaybettikçe korkuyorlar, korktukça HDP’ye saldırıyorlar. HDP’ye saldırdıkça kaybettiklerinin farkında değiller. Biz de diyoruz ki; elinizden geleni ardınıza koymayın, sizden korkan sizin gibi olsun. Ömer Faruk Gergerlioğlu Türkiye’nin vicdanıdır.
 
KÜRT SORUNUN ÇÖZÜMÜ
 
Yaşadığımız bu yıkıcı sürecin tek bir sebebi vardır. Kürt sorununun demokratik yol ve yöntemlerle çözülmek istenmemesidir. Savaş politikalarından vazgeçmedikçe ne yazık ki bu acılar son bulmayacaktır. Birkaç gün sonra 28 Şubat Dolmabahçe Mutabakatı'nın yıl dönümüdür. Dolmabahçe’de, şiddetin, çatışmanın son bulacağı, demokratik müzakereye dayalı bir çözümün yolu açılmıştı. Ancak, Erdoğan, ülkenin geleceğini değil, iktidarlarının geleceğini düşündü ve Dolmabahçe’yi reddetti. Böyle bir görüntüyü reddetti. Dolmabahçe Mutabakatına bağlı kalsalardı, bugün bambaşka bir ülke ortamında olacaktık. Son 6 yılda binlerce insan hayatını kaybetmemiş olacaktı. Demokratik bir ortam, huzur ve istikrar olacaktı. Toplum darbe ortamına, çatışmalı ortama asla sürüklenmeyecekti. Hukuksuzluklar, adaletsizlikler, kayyım gaspları yaşanmayacaktı. Ne ekonomik krizler olacaktı ne de bir borç batağı. Çözüm sürecinin bitirildiği 2015’ten bu yana çözümsüzlüğün bedelini ne yazık ki hem canıyla hem de en ağır yoksullukla, işsizlikle ödeyen Türkiye halkları ve halkımızdır.
 
HALKIN PARASI GARÊ’YE BOMBA OLARAK YAĞIYOR
 
Bu ülkede bütçe savaşa harcanmaktadır. Halkın parası Garê’ye bomba olarak yağdırılmaktadır. İçimizi acıtan intiharlara her gün yenisi eklenmektedir. Garê’nin yaşandığı gün, Cumhurbaşkanının kararıyla enerji alanında 3 yeni yandaş şirket daha kuruldu. Tabi Garê nedeniyle kaçtı ama kurulan şirketlerin ortaklık yapısı başta olmak üzere tüm yetkiler Cumhurbaşkanına verildi. Kendilerine yeni bir rant kapısı daha açtılar. İhaleler bu şirketlere akacak. İşte bu yoksulluğun, bu toplumsal çöküşün nedeni bu çözümsüzlük siyaseti ve savaş politikalarıdır. 28 Şubat Mutabakatı bu nedenle tarihi önemdedir. Ne yazık ki AKP iktidarı, 28 Şubat’ın mutabakat ve çözüm çizgisiyle değil, 28 Şubat’ın darbeci geleneğiyle uzlaşmayı tercih etti.
 
AÇLIK GREVLERİ
 
İktidar ve devlet aklı ‘Fırsat verilirse Kürt sorununu bir haftada çözerim’ diyen Sayın Öcalan’la diyalog yollarını açmak yerine hukuk dışı tecrit politikasına yöneldi. Tecrit hukuksuzluğuna karşı cezaevlerindeki açlık grevleri bugün 89’uncu günündedir. Kürt sorununa 28 Şubat’ın çözüm paradigmasıyla değil, 15 Şubat’ın hukuksuz tecrit politikasıyla yaklaşan devlet ve siyaset aklı, Türkiye toplumuna her gün en ağır bedeli ödettirmektedir. Dolmabahçe’de masayı devirmenin bugünkü sonucu Garê’dir. Kürt sorununu demokratik siyasetin alanından çıkartıp, askerin, polisin, yargının, hukuk dışı yapıların alanına sürükleyen iktidar aklına sormak istiyoruz. 100 yıllık bir meseleyi, akılla, siyasetle çözmek yerine operasyonla, tankla, tüfekle ortadan kaldırmak isteyen zihniyetler, tarih boyunca başarılı olamadı. Bundan sonra da olamayacaktır. Bunun anlamanız için bu ülkenin daha ne kadar bedel ödemesi gerekiyor? Ölümler üzerine iktidar kurmak isteyenler bir bir gitti, siz de gideceksiniz.
 
ÇÖZÜMSÜZLÜKTEN ZAFER ÇIKMAZ
 
Kürt sorununun çözümsüzlüğünden zafer çıkmaz. Bunu anladığınız gün zaten iktidardan gittiğiniz gün olacaktır. Biz Türkiye’nin bu çözümsüzlük girdabından çıkması ve daha fazla bedel ödememesi için mücadele ediyoruz. Kürt sorunu, demokrasi ve adalet sorunlarının çözümü için demokratik siyaset yürütüyoruz. Tüm saldırı ve engellemelere rağmen demokratik siyasette ısrar ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Bu yoldan vazgeçmeyeceğiz.  İktidar, çözüm sürecini bitirdi diye çözüm arayışlarımızdan, barış mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Bu ilkesel bir tutumumuzdur. 28 Şubat’ın tarihi mutabakat çizgisinden asla vazgeçmeyeceğiz, bu yolu ısrarla savunmaya devam edeceğiz. Demokratik siyasetle, demokratik mücadeleyle ve toplumsal uzlaşıyla o mutabakatı mutlaka ama mutlaka başarıya ulaştıracağız.”

Diğer başlıklar

06/03/2021
23:51 Kılıçdaroğlu: İktidar Kürtleri cezalandırmak istiyor
23:21 Denizli'de bir kadın katledildi
20:53 Gazi Katliamı’nın üzerinden 26 yıl geçti: Katliamlar devam ediyor
20:38 Feyleq El Şam’ın kaçırdığı Mistefa işkenceyle katledildi
19:59 Kayyımın atadığı müdür bu kez ‘zimmet’ suçlamasıyla görevden alındı
19:46 Koronavirüs vaka sayısında 11 bin 770 artış
18:34 Kadınlar Kadıköy’den seslendi: İsyanımızı büyütüyoruz
18:06 Düşen helikopterin enkazı kaldırıldı
17:13 Koronavirüs risk haritası güncellendi
16:31 HDP: Koçgiri kıyımı yüz yıldır süren kanlı sürecin başlangıcı
16:29 MEBYA-DER eşbaşkanları 8 gündür gözaltında
16:24 İstanbul'da büyük kadın buluşması başladı: Kalplerimiz özgürlük için atıyor
16:13 Papa'dan Ortadoğu için 'barış ve birlik' mesajı
15:51 8 Mart’a doğru: 21’inci yüzyılda mücadele büyüyor
15:45 ANYAKAY-DER: Hak arayanlar devlet eliyle kriminalize ediliyor
15:33 Van'da 100'üncü gün açıklaması: Tecrit kaldırılsın
15:21 İHD’den kadın hasta tutuklular için çağrı
14:58 'Annelerin elinde silah mı vardı?'
14:57 Perihan Pulat karanfillerle anıldı
14:44 Leyla Güven: Özgürlüğümüze koşuyoruz
14:42 'Susmayacağım' diyen astsubaydan düşen helikoptere dair önemli açıklamalar
13:44 Kadın hasta tutukluların durumu ağırlaşıyor
12:58 Papa Francis ile Ayetullah El Sistani görüştü
12:54 MEB’den Kürtçe öğretmenlik için 3 kontenjan
12:40 Cumartesi Anneleri kaybedilen kadınların akıbetini sordu
12:07 Kayıp yakınları Bedriye Gümüş’ün faillerini sordu
12:03 MED TUHAD-FED: Tecride son verilsin, tutukluların talepleri yerine getirilsin
11:12 Ayla Akat Ata’dan 8 Mart mesajı: Sesimiz kadınların sesine karışacak
11:04 Dede: Tutukluların talepleri kabul edilinceye kadar mücadele edeceğiz
11:02 Diyarbakır esnafı: ‘Normalleşme’ bir yıllık enkazı kaldıramaz
10:19 İşlerine dönmek için nöbetteler
10:15 Van’da 8 Mart mitingine izin çıktı
10:14 28 yılda 38 helikopter düştü-düşürüldü
09:36 Valilik önünde eylem yapan Sarısaç: Geri adım atmayız
09:20 48 kadın gazeteci 8 Mart’ı cezaevinde karşılıyor
09:19 Kadın semt pazarına ‘erkek’ baskısı
09:18 Dr. Şin uyardı: Rehavet vaka sayısını artırır
09:16 50 kez gözaltına alındı, 3 kez cezaevine konuldu
09:16 ‘Yoksulluk yok diyen bizi görsün’
09:15 ‘Kadın mücadelesi engellenemez’
09:14 İşçi sendikalarında 2 milyona yakın üyenin yüzde 6’sı kadın
09:14 Tarımsal faaliyet 20 yıldır yokuş aşağı gidiyor
09:13 Batman 8 Mart'a hazır
09:12 Online eğitimle 4 bin kişiye Kürtçe öğrettiler
09:12 Açlık grevi 100’üncü gününde
09:11 Tekstil işçisi kadınlar: Süslü laf değil hakkımızı istiyoruz
09:10 Migros işçileri 8 Mart'ı direnerek karşılayacak
09:10 'Birlikte mücadeleyle zafere ulaşabiliriz'
09:09 Direnişin değiştirdiği yaşamlar
09:08 Feride annenin hikayesi
09:00 06 MART 2021 GÜNDEMİ
05/03/2021
23:42 MEBYA-DER gözaltılarında tutuklananların sayısı 7’ye yükseldi
23:36 Mogadişu’da bombalı saldırı: 20 ölü, 30 yaralı
23:26 Beyaz Saray: Biden, Erdoğan ile bir noktada telefon görüşmesi yapabilir
21:42 Cerablus’ta patlama
21:01 HDP’li Bülbül: En büyük maden insanın doğa ile ilişkisidir
20:56 Mardin’de kayyıma ilişkin yeni soruşturmada gözaltı kararı
20:48 HDP Gençlik Meclisi üyesi serbest bırakıldı
20:46 Kovid-19’dan toplam vefat 28 bin 901’e yükseldi
20:31 KCDP: Kadın cinayetlerini şüpheli bırakmayacağız
20:25 Boğaziçi öğrencisi Demirci tahliye edildi
20:21 Alamos Gold’un Kazdağları’ndaki izni iptal edildi
20:06 Papa: Êzidîlere yönelik saldırıları kınıyorum
19:17 Toplu yürüyen polislerden tek yürüyen vekile sosyal mesafe uyarısı
19:01 MSB'den düşen helikoptere ilişkin açıklama
18:57 Katledilen Melek Aslan’ın ilk duruşması görüldü
18:40 Ankara'da ekmeğe yapılan zam iptal edildi
18:30 TMMOB: Ormanları yapılaşmaya açan düzenlemeler iptal edilsin
18:03 Direnişteki 22 Migros depo işçisi gözaltına alındı
17:52 TTB: Toplumsal sağlık için demokrasi ve adalet istiyoruz
17:39 Katalan vekil Rapçi Pablo Hasél'ı cezaevinde ziyaret etti
17:25 ‘Aydın GGM’deki iddialar tarafsız şekilde soruşturulsun’
17:17 Hatay'da karakol komutanı uyuşturucudan tutuklandı
17:01 Raperîn’in 30’uncu yıldönümü
16:38 Sahte gizli tanıkları dinlemekten vazgeçen mahkeme tahliye vermedi
16:37 Failin aklanması için ‘soy bağı reddi’ davası açıldı
16:16 Kadınlar 8 Mart’a hazırlanıyor: Hiçbir güç kadın direnişini kıramaz
15:55 HDP Genç Kadın Meclisi üyesi Can gözaltına alındı
15:53 İzmir Üniversite Dayanışması: Aşağı bakmayacağız
15:35 Mersin’deki HDP'lilerin gözaltı süresi uzatıldı
15:19 Kobanê Davası'nda tutukluluk incelemesi:
DAİŞ'e karşı çağrı somut delil sayıldı
14:53 Başaran: İktidarın kadınlar nezdinde bir hükmü kalmadı
14:52 Papa Irak’ta
14:49 Adalet Bakanlığı: Tecrit sorulamaz
14:44 Valilik önündeki milletvekili eyleminde gazetecilere engel
14:43 Şişli Etfal'in taşınmak istenmesi protesto edildi
14:35 Hekimler Sergisi yaşamını yitiren hekimlere atfedildi
14:25 Sağlık Bakanlığı'ndan yeni genelge
13:45 Buldan ve Sancar: Parti kapatma krizleri derinleştirir
13:44 Bitlis'te şüpheli kadın ölümü
13:26 3 tutuklu işkenceyle İzmir'e sevk edildi
13:11 Helikopterin düştüğü alana girişlere izin verilmiyor
12:11 Avustralya Büyükelçisi Mardin'de temaslarda bulundu
12:04 Suçlama kayyıma dokununca beraat kararları çıktı
11:53 HDP binasının sokağı kapatıldı: Vekiller valilik önünde eyleme başladı
11:25 Karar beklenen Hrant Dink davası ertelendi
10:55 Gergerlioğlu AYM’ye başvurdu
10:47 HDP Van İl Örgütü binasının bulunduğu sokak polis tarafından kapatıldı
09:29 Papa Francis Irak'a gidiyor
09:26 Açlık grevi 99’uncu gününde