Tuncel: Cumhur İttifakı'nın tecrit politikasına karşı ses çıkarmalı

img

ANKARA - Yaşanan krizden çıkışın Kürt sorunun çözümü ve tecridin kaldırılmasıyla mümkün olduğunu belirten Sebahat Tuncel, “Herkesin Cumhur İttifakı’nın tecrit ve Kürt karşıtı politikasına karşı ses çıkarması, cezaevlerinden yükselen sese ses vermesi gerekiyor” dedi.

 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik ilk olarak 1980 askeri darbesinin yıldönümü olan 12 Eylül 2012’de tüm cezaevlerinde başlatılan açlık grevi eylemi, 68 gün sonra Öcalan’ın çağrısıyla sonlandırıldı. PKK Lideri ile devlet arasında 2 yılı aşkın süren görüşmelerin sonlandırıldığı 5 Nisan 2015 sonrası yeniden ağırlaştırılan tecridin, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kamuoyunda kaygılara neden olması üzerine 50 Kürt siyasetçi, “Öcalan ile görüşme” talebiyle 5 Eylül 2016’da açlık grevi eylemi başlattı. Kardeşi Mehmet Öcalan’ın, 11 Eylül 2016’da İmralı Adası’na giderek ağabeyiyle yaptığı görüşme sonucunda eylem sonlandırıldı. 
 
İmralı tecridine karşı Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’in, tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 8 Kasım 2018’de başlattığı ve tüm cezaevleri ile dünyanın dört bir yanına yayılan açlık grevi eylemleri, daha sonra ölüm orucu eylemine dönüştürüldü. 200 gün boyunca süren eylem sonucunda, Öcalan’ın avukatları İmralı Adası’na giderek, müvekkilleriyle 5 ayrı görüşme gerçekleştirdi. 
 
İmralı Adası’nda görüşmelerin engellenmesine üzerine 120 cezaevinde süresiz dönüşümlü açlık grevi eylemi başlatıldı. İki kez tecride karşı açlık grevi ile devam eden açlık grevi eylemine katılan Demokratik Bölgeler Partisi önceki dönem Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, tutuklu bulunduğu Kandıra 1 Nolu Cezaevi’nden tecrit ve açlık grevi eylemlerine ilişkin sorularımızı yanıtladı. 
 
 İmralı tecridi ve artan hak ihlallerine karşı açlık grevi eylemleri devam ediyor. Tecritte ısrar ne anlama geliyor? 
 
Tecrit politikalarının son bulması, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için sevgili Leyla Güven’in öncülüğünde 2018 Kasımı ayında başlatılan süreç, 200 günün sonunda Sayın Öcalan’ın kardeşi ve avukatlar ile yaptığı görüşme sonrası sonlandırılmıştı. Ancak bu süreç uzun sürmedi. Hükümet keyfi uygulamalarla Sayın Öcalan ve arkadaşlarının anayasal hakları yok sayıldı. Bu süreçte bildiğiniz gibi CPT de raporunu açıkladı. Raporda çok net olarak İmralı Adası’nda ‘özel hukuk’ rejiminin devrede olduğu, tecridin işkence olduğu ve bu politikalara son vermesi gerektiği Türkiye hükümetine bildirildi. Ancak hükümet bırakalım İmralı işkence sistemini değiştirmek, bunu derinleştirmeye devam etmektedir. Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi sürecinde Sayın Öcalan ve arkadaşlarından, ailesi, avukatları ve kamuoyu hiçbir haber alamamaktadır. Hükümet tüm çağrılara kulak tıkamaktadır.
 
Tüm bu yaşananlar karşısında cezaevlerinde Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması, Türkiye’nin Kürt karşıtı politikasına, işgal politikalarına son vermesi, Kürt halkına, kadınlara, demokratik muhalefete yönelik, gözaltı tutuklama baskı politikalarına son vermesi ve pandemi sürecinde cezaevinde askıya alınan hakların uygulanması talepleriyle yeniden süresiz dönüşümlü açlık grevleri başladı. Cezaevlerindeki bu direniş aslında Türkiye’de tıkanan siyasetin önünün açılması, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin gelişimi açsından da önemli diye düşünüyorum. Ancak Cumhur İttifakı her yerde olduğu gibi, cezaevlerinde de baskı ve zor politikalarını devreye koymaktadır. Tutsakların hak ve özgürlük talepleri yok sayılmaktadır. Hak taleplerine disiplin cezaları ile karşılık verilmektedir. Bulunduğumuz cezaevinde de açlık grevine giren tüm arkadaşlara disiplin cezası veriliyor. Ayrıca son bir yıldır pandemi bahanesiyle tüm ortak etkinlikler askıya alınmış durumda. Aslında İmralı’da uygulanan tecrit politikası şuan tüm cezaevlerine yayılmış bulunmaktadır. Yine kitap sınırlandırması, Yen Yaşam Gazetesi’nin verilmemesi ve birçok kısıtlama devam etmektedir.
 
Bir diğer talep ise cezaevlerinde artan hak ihlallerinin sonlandırılması. Bulunduğunuz cezaevinde ne tür ihlaller yaşanıyor, tutuklular açısından nasıl bir süreç yaşanıyor?
 
Evet, sizin sorularınıza da grevde iken cevap veriyorum. Bu süreç bir direniş ve mücadele süreci olması itibariyle genel olarak arkadaşlarımızın moralleri yüksek. Belirttiğim gibi pandemi bahanesiyle bir araya gelemiyoruz. Birbirimize yüksek sesle bağırarak iletişim kurabiliyoruz. Cezaevi idaresi de pandemiyi bahane ederek, grevdeki arkadaşların sağlık durumunu takip etmiyor. Tansiyon, şeker vb. ölçümler yapılmıyor.
 
Tecridin cezaevlerine yansıması ne oluyor?
 
 
Devletin toplumda ki yansıması saf şiddettir. Kutuplaştırıcı dayanışmayı ortadan kaldıran, bireyi, kadınları, halkları ayrıştırarak, yalnızlaştırarak, teslim alarak, kendisine biat ettirmek isteyen bir politikayı, günlük uygulamalarında siyasi söylemlerde de görüyoruz.
 
Sizin de belirttiğiniz gibi İmralı da uygulanan tecrit ve izolasyon, sadece cezaevlerine değil, aslında tüm Türkiye’ye yayılmış durumda. Tabi ki cezaevleri bunu daha derinden yaşıyor. Devlet zihniyetinin baskı ve zor politikalarını devletin denetiminde olduğu yerlerde daha net görüyoruz. Yasakçı, baskıcı, çıplak bir şekilde bu yerlerde çok net görülüyor. İnsan hak ve özgürlükleri, demokratik hukuk düzeni, düşünce ve ifade özgürlüğünün iktidarın insafına bırakıldığı, toplumun denetiminden uzak yerler cezaevleri. Devletin tüm politikası teslim almak, iradesizleştirmek üzere kurduğu bu mekanlarda insanın her gün iradeli bir mücadele veriyor. Aslında bu politikalar sadece cezaevleri ile sınırlı değil, iktidarın aygıtları devletin tüm baskı ve zor araçlarını başta özgürlük güçleri, toplumsal muhalefet olmak üzere tüm topluma yaymakta, toplumu koşulsuz itaat etmeye zorlamaktadır. İtaat etmeyenlere de baş eğdirmeye, diz çöktürmeye çalışmaktadır. Şuan devletin toplumda ki yansıması saf şiddettir. Kutuplaştırıcı dayanışmayı ortadan kaldıran, bireyi, kadınları, halkları ayrıştırarak, yalnızlaştırarak, teslim alarak, kendisine biat ettirmek isteyen bir politikayı, günlük uygulamalarında siyasi söylemlerde de görüyoruz.
 
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde 200 gün süren eylemler sonucunda avukatları Öcalan ile 5 ayrı görüşme gerçekleştirse de yeniden engellemeler başladı. Gelinen aşamada yeniden açlık grevleriyle cezaevleri nasıl bir mesaj veriyor? 
 
Kürt halkının eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesinde cezaevleri her dönem önemli bir yer tutmuştur. Kürt siyasi tutsaklar cezaevlerinde de direniş ve mücadeleyi esas alarak, Kürt halkının özgürlük mücadelesine katkıda bulunmuşlardır. Kısacası her dönem cezaevleri dünyada, Türkiye’de yaşanan toplumsal, siyasal ekonomik vb. sorunlara ilişkin, ilgili ve duyarlı olmuş ve bu konuda koşulları oranında müdahil de olmuştur. Şimdi de Türkiye’deki siyasal toplumsal gelişmelere karşı, yaşanan savaş politikalarına, tecrit politikalarına karşı durması, ses çıkarması anlaşılır bir durumdur. Cezaevlerindeki siyasi tutsakları hem izolasyon politikasını, Türkiye’deki siyasi ve ekonomik krizin temel nedeni olarak ele almaktadır. Bunun içinde Sayın Öcalan ile yürütülen diyalog ve müzakerenin yeniden başlamasının, Sayın Öcalan’ın sesinin toplum tarafından duyulması, toplumsal ve siyasal sorunlara ilişkin görüş ve önerilerinin kamuoyunun yansıması, toplumsal barış için, bir arada yaşam için, adalet ve özgürlük için önemli olduğunun altını çiziyor. O nedenle demokrasi ve özgürlüklerden yana olan, hak ve özgürlük talebi olan, adalet isteyen herkesin Cumhur İttifakı’nın tecrit ve Kürt karşıtı politikasına karşı ses çıkarması, cezaevlerinden yükselen bu sese ses vermesi gerekiyor.
 
Tecridin bugünün Türkiye’sinde yaşanan sorunlar ve siyasal atmosferi konusunda bağlantısını nasıl kuruyorsunuz?
 
21. yüzyılın şafağında, Ortadoğu’da ve dünyada yaşanan siyasal ve toplumsal gelişmeler, Türkiye’deki rejim krizi, iktidardakileri bir yol ayrımına getirdi. Demokrasi ve özgürlükleri, barışı geçiştirecek demokratik bir süreç inşasına yönelmek yerine; tekçi, otoriter, baskıcı, faşizan bir yola girdi. Ve ittifak ortaklarını da buna göre belirledi. Bu politikasının merkezine de Kürt karşıtlığını koydu. 2015 yılında Dolmabahçe de açıklanan deklarasyonun yok sayılması ve masanın devrilmesi de bu politik tercihle ilgilidir. İktidarın bu yönelişi demokratik siyaset alanının baskı altına alınmasına ve Kürt halkının tüm kazanımlarının gasp edilmesine, Kürtlerin kitlesel olarak toplama kamplarına dönüştürülen cezaevlerine konmasına neden oldu. Bu süreç tabi ki sadece Kürtlerle sınırlı kalmadı. Kayyım politikası iktidarın temel politikası haline geldi. En son Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyım rektör atanması örneğinde yaşadığımız gibi.
 
 
 Tüm bu gelişmelere baktığımızda bile Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümünün ne kadar acil ve öncelikli bir gündem olduğunu görürüz. Bu açıdan da baktığımızda tecrit ve izolasyon politikasının kırılması, demokrasi, barış ve özgürlüklerin önünün açılması, Türkiye’de demokratik cumhuriyetin inşası açısından ne kadar kritik önemde olduğu anlaşılacaktır.
 
Türkiye’deki bu yönelim ile birlikte kapitalist sistem yapısal krizinin de derinleşmesi, kapitalizmin sonunun geldiği tartışmalarının yürütüldüğü, ekonomik ve ekolojik krizin derinleşmesi durumu daha da ağırlaştırdı. Koronavirüs nedeniyle yaşanan pandemi süreci, iktidar tarafından bir fırsata dönüştürülerek, toplumun baskı altına alınması ‘Hayat eve sığar’ sloganı adı altında toplumsal muhalefeti kapalı mekanlara, evlere kapatmaya çalıştı. Kapitalist dünyanın bir parçası olan Türkiye’de de ciddi yapısal bir kriz yaşanmakta olduğunu ve bu krizin her geçen gün derinleştiği herkes tarafından görünmektedir. Faşist Cumhur İttifakı Türkiye’deki bu sistem krizini tekçi, cinsiyetçi, milliyetçi, dinci otoriter bir başkanlık sistemi inşa ederek aşmaya çalışıyor. En son Cumhurbaşkanının “yeni anayasa” çıkışı da 2’nci Cumhuriyetin anayasal güvenceye alınması hedefidir. Tüm hak ve özgürlüklerin askıya alındığı, var olan demokrasi kırıntılarını da ortadan kaldırıldığı, toplumsal muhalefetin, özellikle Kürt muhalefetinin baskı altına alındığı, kadınların tüm kazanımlarının ortadan kaldırılmaya çalışıldığı faşizm koşullarında, demokratik, katılımcı ve özgürlükçü bir anayasanın yapılmayacağını herkes biliyor aslında. Tüm bu gelişmelere baktığımızda bile Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümünün ne kadar acil ve öncelikli bir gündem olduğunu görürüz. Bu açıdan da baktığımızda tecrit ve izolasyon politikasının kırılması, demokrasi, barış ve özgürlüklerin önünün açılması, Türkiye’de demokratik cumhuriyetin inşası açısından ne kadar kritik önemde olduğu anlaşılacaktır.
 
 Tecridin kaldırılması Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından nasıl bir öneme sahip?
 
Uluslararası bir komplo ile Türkiye’ye getirilen Sayın Abdullah Öcalan 22 yıldır İmralı Ada Cezaevi’nde ağır tecrit koşullarında bulunmakta. 2011 yılından bugüne de bu ağır tecrit mutlak tecride dönüştürülmüştür. Uluslararası komplo ile bir yandan Kürt Türk çatışması derinleştirilmek istenmiş, diğer taraftan Kürt halkının eşitlik, özgürlük mücadelesi bastırılmak istenmiştir. Ancak Sayın Öcalan’ın komplonun hedefine dair öngörüleri ve bu komployu boşa çıkarmak için ortaya koyduğu çaba, mücadele komplocuların amacına ulaşmasını engellemiştir. Bugün Sayın Öcalan’ın görüş ve düşünceleri, dünyanın pek çok yerinde akademisyenler, sendikalar tarafından tartışılmaktadır. Yine Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için çabası ve emeği de bilinmektedir. Özellikle ‘çözüm süreci’ olarak adlandırılan diyalog sürecinde de Sayın Öcalan’ın hem Kürt sorununa hem ekoloji hem kadın sorununa ilişkin görüşleri ve önerileri sadece Kürtler tarafından değil, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve barış talebinde bulunan kişi ve çevreler tarafından da dikkatle takip edilmiştir. Ki bu süreçte Türkiye de düşünce ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere hak ve özgürlüklerin kullanılabildiği, insanların kendisini güvende hissettiği, geleceğe de güvenle baktığı bir süreç olmuştur.
 
 
Sürecin sonlandırılmasının Türkiye’yi ne hale getirdiğine de hep birlikte tanıklık ettik. Bu krizden çıkışın yolu Kürt sorunun çözümünden, Kürt sorunun çözümü de Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanarak toplumla bağının kurulması ve müzakerelerin başlamasından geçer.
 
Dolmabahçe Mutabakatı’yla diyalog sürecinin müzakereye evrilmesi konusunda toplumda büyük bir beklenti oluşmuşken, AKP’nin masayı devirmesi ve diyalog sürecini sonlandırması, Türkiye’de yaşanan rejim krizini daha da derinleştirmiştir. 15 Temmuz darbe girişimi de bahane edilerek demokratikleşme ve barışa dair tüm çalışmalar rafa kaldırılmış, Türkiye bir karanlığa sürüklenmiştir. Türkiye’nin içine girdiği ekonomik ve siyasi krizi, İmralı’da devreye konulan tecrit politikalarından bağımsız ele alamayız. İmralı’da devreye konan ve onun etrafında geliştirilen tekçi, kutuplaştırıcı, cinsiyetçi, milliyetçi çizgi, bugün tüm Türkiye’yi esir almış durumdadır. Diyalog ve müzakere sürecinde halkların kardeşliği ve barışı demokrasi ve özgürlüklerin gelişiminde sadece Kürtlerde değil, tüm Türkiye halklarında büyük umut yaratmıştır. Sürecin sonlandırılmasının Türkiye’yi ne hale getirdiğine de hep birlikte tanıklık ettik. Bu krizden çıkışın yolu Kürt sorunun çözümünden, Kürt sorunun çözümü de Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanarak toplumla bağının kurulması ve müzakerelerin başlamasından geçer.
 
Tecridin kaldırılması için kimlere, nasıl sorumluluklar düşüyor?
 
Tecridin kaldırılması için herkese görev düşüyor. Demokrasiden, özgürlüklerden, barıştan ve adaletten yana olan herkese görev düşüyor. Türkiye’deki bu gidişattan rahatsız olan, halkların eşitliği ve kardeşliğine, bir arada yaşamaya inanan herkesin bu sürece katılması gerekir.
 
MA / Diren Yurtsever
 

Diğer başlıklar

06/03/2021
23:51 Kılıçdaroğlu: İktidar Kürtleri cezalandırmak istiyor
23:21 Denizli'de bir kadın katledildi
20:53 Gazi Katliamı’nın üzerinden 26 yıl geçti: Katliamlar devam ediyor
20:38 Feyleq El Şam’ın kaçırdığı Mistefa işkenceyle katledildi
19:59 Kayyımın atadığı müdür bu kez ‘zimmet’ suçlamasıyla görevden alındı
19:46 Koronavirüs vaka sayısında 11 bin 770 artış
18:34 Kadınlar Kadıköy’den seslendi: İsyanımızı büyütüyoruz
18:06 Düşen helikopterin enkazı kaldırıldı
17:13 Koronavirüs risk haritası güncellendi
16:31 HDP: Koçgiri kıyımı yüz yıldır süren kanlı sürecin başlangıcı
16:29 MEBYA-DER eşbaşkanları 8 gündür gözaltında
16:24 İstanbul'da büyük kadın buluşması başladı: Kalplerimiz özgürlük için atıyor
16:13 Papa'dan Ortadoğu için 'barış ve birlik' mesajı
15:51 8 Mart’a doğru: 21’inci yüzyılda mücadele büyüyor
15:45 ANYAKAY-DER: Hak arayanlar devlet eliyle kriminalize ediliyor
15:33 Van'da 100'üncü gün açıklaması: Tecrit kaldırılsın
15:21 İHD’den kadın hasta tutuklular için çağrı
14:58 'Annelerin elinde silah mı vardı?'
14:57 Perihan Pulat karanfillerle anıldı
14:44 Leyla Güven: Özgürlüğümüze koşuyoruz
14:42 'Susmayacağım' diyen astsubaydan düşen helikoptere dair önemli açıklamalar
13:44 Kadın hasta tutukluların durumu ağırlaşıyor
12:58 Papa Francis ile Ayetullah El Sistani görüştü
12:54 MEB’den Kürtçe öğretmenlik için 3 kontenjan
12:40 Cumartesi Anneleri kaybedilen kadınların akıbetini sordu
12:07 Kayıp yakınları Bedriye Gümüş’ün faillerini sordu
12:03 MED TUHAD-FED: Tecride son verilsin, tutukluların talepleri yerine getirilsin
11:12 Ayla Akat Ata’dan 8 Mart mesajı: Sesimiz kadınların sesine karışacak
11:04 Dede: Tutukluların talepleri kabul edilinceye kadar mücadele edeceğiz
11:02 Diyarbakır esnafı: ‘Normalleşme’ bir yıllık enkazı kaldıramaz
10:19 İşlerine dönmek için nöbetteler
10:15 Van’da 8 Mart mitingine izin çıktı
10:14 28 yılda 38 helikopter düştü-düşürüldü
09:36 Valilik önünde eylem yapan Sarısaç: Geri adım atmayız
09:20 48 kadın gazeteci 8 Mart’ı cezaevinde karşılıyor
09:19 Kadın semt pazarına ‘erkek’ baskısı
09:18 Dr. Şin uyardı: Rehavet vaka sayısını artırır
09:16 50 kez gözaltına alındı, 3 kez cezaevine konuldu
09:16 ‘Yoksulluk yok diyen bizi görsün’
09:15 ‘Kadın mücadelesi engellenemez’
09:14 İşçi sendikalarında 2 milyona yakın üyenin yüzde 6’sı kadın
09:14 Tarımsal faaliyet 20 yıldır yokuş aşağı gidiyor
09:13 Batman 8 Mart'a hazır
09:12 Online eğitimle 4 bin kişiye Kürtçe öğrettiler
09:12 Açlık grevi 100’üncü gününde
09:11 Tekstil işçisi kadınlar: Süslü laf değil hakkımızı istiyoruz
09:10 Migros işçileri 8 Mart'ı direnerek karşılayacak
09:10 'Birlikte mücadeleyle zafere ulaşabiliriz'
09:09 Direnişin değiştirdiği yaşamlar
09:08 Feride annenin hikayesi
09:00 06 MART 2021 GÜNDEMİ
05/03/2021
23:42 MEBYA-DER gözaltılarında tutuklananların sayısı 7’ye yükseldi
23:36 Mogadişu’da bombalı saldırı: 20 ölü, 30 yaralı
23:26 Beyaz Saray: Biden, Erdoğan ile bir noktada telefon görüşmesi yapabilir
21:42 Cerablus’ta patlama
21:01 HDP’li Bülbül: En büyük maden insanın doğa ile ilişkisidir
20:56 Mardin’de kayyıma ilişkin yeni soruşturmada gözaltı kararı
20:48 HDP Gençlik Meclisi üyesi serbest bırakıldı
20:46 Kovid-19’dan toplam vefat 28 bin 901’e yükseldi
20:31 KCDP: Kadın cinayetlerini şüpheli bırakmayacağız
20:25 Boğaziçi öğrencisi Demirci tahliye edildi
20:21 Alamos Gold’un Kazdağları’ndaki izni iptal edildi
20:06 Papa: Êzidîlere yönelik saldırıları kınıyorum
19:17 Toplu yürüyen polislerden tek yürüyen vekile sosyal mesafe uyarısı
19:01 MSB'den düşen helikoptere ilişkin açıklama
18:57 Katledilen Melek Aslan’ın ilk duruşması görüldü
18:40 Ankara'da ekmeğe yapılan zam iptal edildi
18:30 TMMOB: Ormanları yapılaşmaya açan düzenlemeler iptal edilsin
18:03 Direnişteki 22 Migros depo işçisi gözaltına alındı
17:52 TTB: Toplumsal sağlık için demokrasi ve adalet istiyoruz
17:39 Katalan vekil Rapçi Pablo Hasél'ı cezaevinde ziyaret etti
17:25 ‘Aydın GGM’deki iddialar tarafsız şekilde soruşturulsun’
17:17 Hatay'da karakol komutanı uyuşturucudan tutuklandı
17:01 Raperîn’in 30’uncu yıldönümü
16:38 Sahte gizli tanıkları dinlemekten vazgeçen mahkeme tahliye vermedi
16:37 Failin aklanması için ‘soy bağı reddi’ davası açıldı
16:16 Kadınlar 8 Mart’a hazırlanıyor: Hiçbir güç kadın direnişini kıramaz
15:55 HDP Genç Kadın Meclisi üyesi Can gözaltına alındı
15:53 İzmir Üniversite Dayanışması: Aşağı bakmayacağız
15:35 Mersin’deki HDP'lilerin gözaltı süresi uzatıldı
15:19 Kobanê Davası'nda tutukluluk incelemesi:
DAİŞ'e karşı çağrı somut delil sayıldı
14:53 Başaran: İktidarın kadınlar nezdinde bir hükmü kalmadı
14:52 Papa Irak’ta
14:49 Adalet Bakanlığı: Tecrit sorulamaz
14:44 Valilik önündeki milletvekili eyleminde gazetecilere engel
14:43 Şişli Etfal'in taşınmak istenmesi protesto edildi
14:35 Hekimler Sergisi yaşamını yitiren hekimlere atfedildi
14:25 Sağlık Bakanlığı'ndan yeni genelge
13:45 Buldan ve Sancar: Parti kapatma krizleri derinleştirir
13:44 Bitlis'te şüpheli kadın ölümü
13:26 3 tutuklu işkenceyle İzmir'e sevk edildi
13:11 Helikopterin düştüğü alana girişlere izin verilmiyor
12:11 Avustralya Büyükelçisi Mardin'de temaslarda bulundu
12:04 Suçlama kayyıma dokununca beraat kararları çıktı
11:53 HDP binasının sokağı kapatıldı: Vekiller valilik önünde eyleme başladı
11:25 Karar beklenen Hrant Dink davası ertelendi
10:55 Gergerlioğlu AYM’ye başvurdu
10:47 HDP Van İl Örgütü binasının bulunduğu sokak polis tarafından kapatıldı
09:29 Papa Francis Irak'a gidiyor
09:26 Açlık grevi 99’uncu gününde